Metallica için her kim “artık çok yaşlandılar, eskisi gibi müzik yapamıyolarlar” gibi saçma sapan şeyler söylüyorsa bir kez daha düşünsün derim. Hatta iyice bir düşünsün. Hala inatla ve utanmadan aynı yorumu yapıyorsa, bir yerlerden 27.07.2008 Ali Sami Yen konserinin kayıtlarını bulsun ve izlesin; ondan sonra karar versin.
Şahsen ben inanılmaz memnun ayrıldım konserden. Hem performanslarından hem de sahne şovlarından çok etkilendim. Hele “One”ın başında öyle bir gösteri hazırlamışlardı ki, tüm izleyenleri coşturdular.
Saat 18.00 gibi girdim ben Ali Sami Yen’e. Pentagram başlamıştı o sırada. Henüz sahaiçi kalabalığına dalmak için erken olduğunu düşünüp, arkalardan izledim konseri. Konser esnasında uzun bir içecek kuyruğu bekleyişinden sonra bir de bira içebildim. Geçen sene de Rock’n Coke’ta canlı dinlemiştim Pentagram’ı. Sanki o zaman daha çok keyif almıştım. Bu sefer, belki de sahaiçi kalabalığı ile çevrilmediğim için gaza gelememiş olmamdan dolayı şarkılara eleştirel yaklaştığımı fark ettim. Şarkıları bana fazla anadolu geldi. Yok efendim “Şeytan bunun neresinde” yok efendim “Hepsi bir hepsi Hak’tan” falan…
Ne biliyim yani Pentagram isimli bir metal grubundan beklenmemesi gereken şarkılar bence bunlar. Bir de “Uzun ince bir yoldayım” var tabi… İlk coverlandığı zaman çok orjinaldi belki ama artık o kadar çok bu ve benzeri şarkı var ki…
Pentagram konseri bittikten sonra yavaş yavaş önlere yaklaşıldı. Down konseri, biraz gaza getirmiş olsa da, sabırsızlığın artması nedeniyle fazla uzun geldi bünyeye.
Down konseri sonunda ise artık baya bir sahaiçindeydim ve artık içecek bir şey almak için büfeye gitmek imkansız bir hal almıştı. O kalabalığın içine girildi mi çıkılmamalı, çıkıldı mı bir daha da girilmemeli bence. Gerçi yapılabilir bu tabi ki ama hem aşırı zaman ve meşakat, hem de dönüşte arkadaşlarını bulamama ihtimali… Sonra başka insanların yanına yamanmaca… “Hep beraber eğlenelim, beni de sevin” durumu… Hiç gelemem yani öyle sıkıntıya!
Yarım saatten biraz fazla bir gecikmeyle de olsa sonunda beklenen an geldi. Ve “Babalar” çıktı sahneye. Genelde klasikleşmiş şarkılarını çaldılar. Hatta ilk albümden bile baya parça çaldılar ki ben aslında o albümden 1-2 şarkıdan fazla çalmazlar sanıyordum.
Sonrasını hatırlamıyorum, kendimden geçmişim. ![]()
Zaten herkes kendinden geçti. Dinleyiciler tüm şarkılara eşlik ediyordu(k) hatta gitar sololarını bile “dıbırıp bıbırıp” diye söylüyordu(k). Tabi bu müthiş ilgi ve katılımdan dolayı Metallica da mest oldu. Onlar bizi kendimizden geçirdiği kadar biz de onları kendilerinden geçirdik desek yeridir. Nası geçirdik.. ? ![]()
Sonuçta saatlerce ayakta durdum, zıpladım, türkülerden de çaldım, sahnelere çıkıp içtim oynadım ben, gönülden inandım…
Konser bitişinde Lars’ın bizzat kendi ağzından tekrar İstanbul’a gelme sözü çıktı. Artık parmaklarımızı çapraz yapıp bekleyeceğiz ve göreceğiz.
Yalnız bu sefer “yok ben gidemedim”, “yok bilet bulamadım” falan gibi bahanelere sığınmak yok. Hepiniz geleceksiniz, yoksa karışmam.




Eskiden arabayla seyahat ederken, otobüsteki insanlara dönüp elimizle “tıklım tıklım” işareti yapardık. Belki o insanlar ne yaptığımızı ve niye güldüğümüzü anlamazlardı ama kesinlikle eminim ki bir gıcık olma durumu vardı.