Hani bir maçı seyrederken gol hala gelmemişse bir gerilinir ya.
“Dakika 70 oldu. Hadi artık nerede kaldı bu gol? Maç da bitmek üzere.. off..” denilmeye başlar, yerlerde durulamaz ya.
Öyle anlarda uzaktan bir şut çekilir. O topa önce kaleci, parmaklarının ucuyla değer sonra top üst direğe çarpıp kaleye düşüverir. Ama ağlar havalanmaz. Veya içerde seker, dışarı çıkar.
İşte öyle gollere üzülüyorum ben.
O şutun hakkı ağları sonuna kadar havalandırmaktır. Kaleci temas etse bile o top ağlara ulaşmalı. Geriye doğru açılan, esneyen ağların, maç seyreden gergin bünyeler üzerinde rahatlatıcı bir etkisi var.
Bir de karambolden gelen goller var. Onları da hiç sevmem. Öne geçer takımın ama sen “goooll” diye bağıramamış, sadece alaycı bir şekilde gülebilmişsindir. Kötü bence o duygu.
Gerçi öyle bir gol 90. dakikada gelirse, alaycı gülümseyiş sonsuz bir kahkahaya döner ama o da anca son dakikada olursa. Onun dışında istemem ben öyle gol.
Not: Akıllı TV’ye az önce yayınladığı futbol videoları ile beni blog yazmaya teşvik ettiği için teşekkürler. :)
