Karakteristik Rövaşata

Yazar: Patavatsz Kostebek -- 14 Ağustos, 2008

Dün akşam Galatasaray maçını da izledim, Fenerbahçe maçını da. Her ikisi de maçın henüz başlarında 2-0 geriye düştü. Sonra toparlanarak 2-2 beraberlikle maçı tamamladı. Eminim ki her iki rakip takımın taraftarlarının da aklına Türk Milli Takımı’nın Euro 2008′deki performansı gelmiştir. Maçın son dakikalarını her an 3. golü de yiyerek mağlup tamamlayacakları korkusuyla geçirmişlerdir. Gerçi bu sefer olmadı ama olsa olurdu.

Hani her ülke insanının karakteristik özelliği futboluna yansıyor ve biz bunu kıskanıyorduk ya.. Neden bizim de bize özgü bir oyun stilimiz yok diye. Mesela disiplin ve düzen manyağı Almanlar, inanılmaz disiplinli bir futbol sergilerler. Ya da sambacı Brezilyalılar, hayatlarına yer etmiş dansı oyunlarında da gösterirler. İngiliz’in tokadının nereden geleceği belli olmaz, Avusturyalılar ise bu bu işte de nötrdür. Ayrıca sadece milli takım bazında değil, kulüp bazında da karakteristik özelliklerini sergilerler.

Bizse bir türlü kendimizi bulamamıştık. Bir ona yamandık bir buna. Alman gibi olalım dedik, beceremedik. Brezilyalı gibi olmamız zaten hayaldi ama yine de bir denedik. Ancak öyle zannediyorum ki sonunda kendi karakterimize uygun bir oyun stilini bulduk. Önce bunu Milli Takım bazında gördüm, dün akşam da kulüpler bazında.

Bizim oyun stilimizin adı şudur: Türk’ün aklı sonra gelir! Toparlayabilirse toparlar, toparlayamazsa da canı sağolsun.

Etiketler: , , , , ,

Yorum yap