Bugünkü ilk yazma denememi öğle saatlerinde yaptım.
RTE ve Aydın Doğan arasındaki sataşmalar ile ilgili iki paragraf yazdım. Yazarken bile gerildim. Kızdım resmen, iyice sinirlendim bu saçma sapan ortama. Yok “sen benim misketlerimi aldın” da yok “seni annene şikayet edeceğim” de bilmem ne! Koca koca adamlar… Ki biri de koskoca başbakan… Tabi asabileştiği zamanlarda başbakan kisvesinden sıyrılıyor o ayrı… Yine ayrılmıştı işte o kisveden Pazar günü. Demokrasi falan dedi ama yine de tehditvari konuştu. Öbür koca adam da aynı günün akşamında bir şeyler söyledi. Belli; biri diğerinin canını yakmış da kim kiminkini? Orasını ben bilemem. Tahmin edebilirim gerçi de… Neyse…
Bak yine gerildim yazarken!
Ben yazılarımı gerilmek için yazmıyorum ki efenim. Zaten bu yüzden de yarım bıraktım o yazıyı.
Sonra başka bir yazıya başladım. Ama o da böyle buruk bir yazıydı.
Zamanında bir tel gerilmişti. Hiç istememe rağmen de gerile gerile kopmuştu. Geçen gün ortamı ısıtacak bir neden doğdu. İlk adımı atmak da bana düştü. Anlatasım geldi benim de bunu ama anlatırken de daraldım. Vazgeçtim onu da yazmaktan.
Baktım böyle vazgeçe vazgeçe, yazı falan alamayacağım yayına. Ben de en azından çabalamış olduğumu bilin diye yazı yayınlamak adına gün boyu çektiğim çileleri anlatayım dedim.
Fena mı ettim?
Düşünce güzel ama di mi, kabul edin.. :)
Etiketler: aydın doğan, çaba, çile, doğan, düşünce, misket, rte, şikayet, tehdit, yarım

9 Eylül, 2008 -- 11:56
Benden habersiz neler oluyor? Ne teli ne kopması?