Dün akşam Boğaziçi Üniversitesi Spor Kurulu’nun geçmişine dair çok değişik bilgilerin paylaşıldığı bir sohbete dahil oldum. 1969-2006 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde hem ekonomi profesörlüğü hem de Beden Eğitimi Bölüm başkanlığı yapmış Prof. Metin Balcı idi bu bilgileri aktaran.
Öncelikle darbe dönemi ile başladı sohbete. O dönemde, üniversitelerdeki tüm öğrenci kulüpler kapatılıyormuş. Başka bir isim altında herhangi bir kulüp açmak ise yasakmış. Beden Eğitimi Bölüm Başkanlığı’na bağlı olan Spor Kulübü de (o zamanlar Spor Kurulu değilmiş adı) kapatılacak kulüpler arasında yer alıyormuş. Fakat Beden Eğitimi Bölüm başkanı Prof. Metin Balcı “Spor Kulübü yalnızca sporculardan oluşan ve spor ile ilgili etkinlikler düzenleyen bir kulüptür. Dolayısıyla siyasetle falan işi olmaz” diyerek bu karara itiraz etmiş. O dönem bu konularla ilgilenen yarbayla ortak noktayı bulabilmek için pek çok görüşme gerçekleştirmiş. Yarbay, sadece spor ile ilgili aktivitelerde bulunan bir kulübün kapanmaması gerektiğine inanmış ancak ‘kulüp’ kelimesine takılıyormuş. En sonunda: “Kulüp olduğunu biz bilmeyelim yeter!” diyerek topu Metin Hoca’ya atmış.
Metin Balcı da hemen kulüp kelimesi yerine kullanılabilecek seçenekleri gözden geçirmeye başlamış. Düşünülmüş, taşınılmış… Kulüp yerine kol denmesine karar verilmiş. Tabi bu arada diğer tüm kulüpler kapatılmış, fakat bir tek Spor Kulübü görüşmeler nedeniyle açık kalmış. Onlar da adını Spor Kolu yapınca kapanmaktan kurtulmuşlar. Yani bugünkü Spor Kurulu, Boğaziçi Üniversitesi’nin en uzun süre -kapanmadan- ayakta kalabilmiş tek kulübüymüş. 
Tabi kapatılan kulüplerin başkanları, faaliyetlerini devam ettirme arzusunda olduklarından dolayı Spor Kolu’nun kapısını çalmışlar ve “Üniversitede bir tek bu kulüp açık kaldı. Dolayısıyla biz de faaliyetlerimizi bu kulüp üzerinden düzenlemek istiyoruz.” demişler. Fakat Prof. Metin Balcı, spora siyaseti karıştırmamakta ısrarlıymış. Demokrasiden yana olan Metin Hoca, seçim yapılmasını önermiş. Seçim sandığından da siyasetsiz Spor Kolu çıkmış.
Bunun üzerine diğer kulüp başkanları da kapanan kulüplerinin ismindeki kulüp kelimesini kol ile değiştirerek tekrar açmışlar. Fakat herhangi bir faaliyet gerçekleştirebilmek için askeri izne ihtiyaçları varmış.
Bu esnada Spor Kolu her faaliyet için önce yarbaya faaliyet programını sunuyor, kendisinden gerekli izni alarak çalışmalarına devam ediyormuş. Faaliyetler esnasında hiçbir problem çıkmadığını gören yarbay, diğer kolların yapacağı faaliyetlere de izin çıkabileceğini söylemiş ama bir de kuralı varmış: Faaliyetlerden herhangi birinde bir olay çıkarsa, tüm kolların faaliyetine son verilecekmiş.
Prof. Metin Balcı da kol başkanlarının da aralarında bulunduğu 7 öğrenciden oluşan bir kurul oluşturmuş. Bu kurul, tüm faaliyet planlarını denetleyecek ve uygunluğuna karar verilen planları Metin Balcı’ya sunulacak, o da uygun gördüklerini yarbaya iletecek ve kendisinden izin talep edecekmiş.
Fakat işin ucunda tüm kolların kapatılması gibi bir risk olduğundan dolayı kol başkanları kendi kollarını kapanmaktan korumak adına her projeye şüphe ile yaklaşır olmuşlar. “Ya başka bir faaliyet yüzünden benim kolum kapanırsa” gerginliği sarmış ortamı. Tabi öyle zamanlarda da Metin Hoca el atıyormuş duruma.
Bugün son derece başarılı işlere imza atan Spor Kurulu, Türkiye’nin büyük sancılar yaşadığı dönemlerde bile ayakta kalmayı, bu ‘zorlu işin’ de altından kalkmayı becermiş.
Prof. Metin Balcı’nın söylediğine göre, o dönemlerden bu dönemlere pek çok şey değişmiş ama bir tek Spor Kurulu’nun kız üye seçiminde gösterdiği özen değişmemiş. ;)
Tüm bu yaşananları, olayların bizzat şahidinden dinlemiş olduğum için kendimi çok şanslı sayıyorum. Bu arada belirtmeden de geçemeyeceğim: Dünya şekeri bir insanmış Metin Balcı. Üslubu ve sohbeti de inanılmaz keyifliymiş.
Etiketler: anektod, anı, boğaziçi, boğaziçi üniversitesi, boun, darbe, kurul, metin balcı, metin hoca, seksen, Spor, spor kulübü, spor kurulu, sports committee, üniversite, yarbay
