J’adore Chocolatier Café!
Salı, Ekim 28th, 2008Edith Piaf – La Foule eşliğinde okuyunuz!
Geçen pazar akşamüstü, İstanbul mis gibi yağmur kokarken, kahve içmek ve yanında tatlı bir şeyler yemek maksadıyla bir arkadaşımla beraber İstiklal Caddesi’nde bir cafe’ye gittik. Emir Nevruz Sokak’a belki de bugüne kadar hiç girmemişimdir. Sadece Rejans’ın orada olduğunu bilirim o kadar. Oraya da zaten gitmek hiç kısmet olmadı. Bizim gittiğimiz cafe, Rejans’ın karşı sırasında köşede ufacık bir yer.
J’adore Chocolatier Café!
Kapıdan girer girmez, kendinizi bir fransız filminin setinde hissediyorsunuz. Son derece beyefendi bir şef karşılıyor sizi önce. Ancak siz o sırada kapının hemen karşısına denk gelen vitrinde duran çeşit çeşit pastalara, birbirinden lezzetli görünen çikolatalara kendinizi kaptırdığınız için adamcağızın ne dediğini ilk başta duyamıyorsunuz. E biraz ayıp oluyor tabi.. Aman dikkat!

Giriş katta oturacak masa olmadığından, vitrinde gördüğünüz pastalardan birini parmakla işaret edip, ağzınızın suyunu akıtarak: İşte bundan! diyorusunuz ve ahşap merdivenlerden üst kata çıkıyorsunuz. Tabi ki de ne yiyeceğinizi üst kata çıkmadan önce seçmek zorunda değilsiniz ama ben kendimi tutamadım. =)
Üst kat sanki evin salonu.. Duvarlarda Montmartre esintisi taşıyan tablolar çok şık apliklerle aydınlatılmış. Tavan biraz alçak ama o da son derece sıcak bir hava katmış. Cam kenarında yer alan iki kare masanın dışında küçük yuvarlak masalar var üst katta. Etrafında da evlerin salonlarında bulunan cinsten sandalyeler, masaların üzerinde beyaz örtüler ve fonda chansonlar.
Siz masanıza oturur oturmaz garson, elinde kocaman bir sürahi ve kristal bardaklarla geliveriyor. Sürahinin içine atılmış olan iki dilim limon ve nane yaprakları daha serinletici bir etki katıyor suya, kristal su bardakları da cabası.
Ve beklenen an geliyor. Genellikle Lindt çikolataları kullanılarak yapılmış, hiçbir şekilde malzemeden çalınmamış, hatta bol bol kullanılmış koca dilim pastalar… Yanında da enfes kahve… Ben Davidoff içtim ama siz isterseniz tabi ki diğer çeşitleri de tercih edebilirsiniz. Bu arada iyi ki sadece kahve söylemişim krokanlı pastamın yanına. İkisi birbirini güzel dengeledi. Peki Cheesecake’in yanına sıcak çikolata söyleyen arkadaşım ne yapsın? Gerçi kendisi dengelediğini iddiaa ediyor ama külahıma anlatsın bunları! Kaşığın bile çikolatadan!! Ne dengesinden bahsediyorsun?
Ama inanılmaz bir sıcak çikolatası var buranın. Bir de o çikolatadan kaşığı daldırı daldırıveriyosun içine bir de ısırı ısırıveriyorsun.. Off süper ya! Aynı zamanda gıda mühendisi de olan arkadaşımın dediğine göre bir Belçika’da bir de J’adore Chocolatier Café’de içmiş böyle bir sıcak çikolatayı. Şimdi açık konuşalım: İnsan, bir gıda mühendisi yorum yapınca daha bilimsel bir şey bekliyor di mi? Yok ama işte, bizimki böyle! Ben de derim Belçika’daki gibi olmuş diye… Ama şimdi belki umursamazsınız neme lazım gibisinden referans gösteriyim dedim kendisini. Ama cidden olmuş yani. Harbiden de Lö Beljik!
Servis de çok iyi J’adore Chocolatier Café’de. Garsonlar çok efendi, çok saygılı. Ortam nezih, müzik güzel, kahve güzel, çikolata güzel, yine gidecek ben!
Siz de gidin efenim, bu keyiften mahrum kalmayın.
J’adore Chocolatier Café
Beyoğlu
İstiklal Caddesi
Emir Nevruz Sokak No:22 (Mısır Apartımanı’nın karşısı)
Panigia kilisesinin girişinde sağda
Not: En üstteki resmi saadettopcu.blogspot.com adresinden aldım. Gönül isterdi ki kendisine link vereyim hatta resmi de birtakım efenime söyliyim alengirli yollara başvurmak zorunda kalarak download etmek yerine o adresten çağırayım da şöyle de böyle de ama elden ne gelir? Yassah Gardaşım!






