
Herhangi bir yerde festival olur da ben gitmem mi? Hele bir de o festivale davetiye varsa… Köstebeğin istediği bir göz, Feşmekan verdi iki göz durumu yani :))
Efenim 30 Mayıs Cumartesi akşamı Miller Freshtival‘deydim. Saat 18.00 gibi Turkcell Kuruçeşme Arena‘ya girdiğimde etraf pek kalabalık değildi. Bira standlarının önünde kuyruk oluşmamış, insanlar henüz cıvıtmamıştı. İlk bira eşliğinde festival alanını turlarken Guitar Hero ve Wii standları hemen gözüme ilişti. Oynamak için yanıp tutuşmaya başladım ama partner eksiğim vardı. Guitar Hero için bir bateriste, Wii için de rakibe ihtiyacım vardı.
Tam o sırada imdadıma yetişen bir arkadaşım bateriye oturuverdi. Ama sağolsun kafasına göre sololar atmaya çabaladığından dolayı 10.saniyede diskalifiye olduk. Fakat buna rağmen stand görevlileri çabamızı takdir etmiş olacaklar ki ipod hoperlörü hediye ettiler ikimize de. Tabi ki benimki yarım saat içinde kayboldu, ya yolu kaybettim ya ben kaybeldim.
Friendly Fires sahneye çıktığında hafiften kıpırdanmalar başlamıştı bizim ekip arasında. Benimse aklımda hala tek bir soru vardı: Portecho ne zaman çıkacak? Efenim meğerse öğle saatlerinde olmuş bitmiş o iş. Yine canlı dinleyemedim yani Portecho’yu. Her seferinde aynı şey oluyor. Daha bir festivale katılıp da Portecho dinleyebilmişliğim yoktur. Halbuse katıldıkları her festivale gidiyorum. Bu sefer de geç gelmişim konser alanına. Kesin bir sonraki sefer de başka bir şey olur. Sanırım benim bu sevdadan vazgeçmem, festival programlarında Portecho adını her gördüğümde “a oley be Portecho!” dememem gerekiyor.
Gelelim Freshtival’in bombasına, Gabriela’sına, Cilmi’sine… Sahneye çıkar çıkmaz kalabalığın akın etmesine neden olan 18 yaşındaki, sesi de kendi kadar güzel Gabriela, çok keyifli bir saat geçirmeme neden oldu. Tabi bunda kanımda kendini yavaştan hissettirmeye başlayan alkolün ve grubumuza yeni katılan arkadaşlarımızın da etkisi yok değildi. Gabriela “Sweet About Me” derken ben de içimden “Öğretmenim canım benim” şarkısını söylüyordum.
Video: Gabriela Cilmi – Miller Freshtival Performansı
Konser bittikten sonra Kuruçeşme’den Beşiktaş’a eğlenceli bir yürüyüş yaptık. Parklara daldık, kaydıraklar, salıncaklar neşemize kahkaha kattı. Bir sürü foto çektik. Güle oynaya, şarkılar türküler eşliğinde Ortaköy’e vardığımzda şampiyonluk sarhoşu Beşiktaşlılar sardı dört bir yanımızı, baktığımız her yerde izleri duruyordu. :) Biz de onlara eşlik ettik, siyah-beyaz çekmekten sesimiz kısıldı :)
Beşiktaş’a vardığımızda ise Üsküdar motorları bana bakıyordu. Ben onlara, onlar bana bakarken aramızda tarif edilemez bir çekim oldu. Koşa koşa atladım motorlardan birine, ne içeri geçtim ne de üst kata çıktım. En önde, motorun burnunda durdum. Rüzgarı saçlarımda, İstanbul’u içimde hissettim. Üsküdar’a indiğimde ise hemen motor değiştirdim. En eğlenceli yolculuk ise ondan sonra başladı. Bilirsiniz Anadolu Yakası’nın en sevdiğim yanı dönüş yolculuğudur. Yine motorun burnunda, bu sefer benim yakama doğru… Galata Kulesi solumda, Beşiktaş meydanı karşımda. Çarşı adeta yanıyor. Tam bir renk cümbüşü…
Etiketler: arena, beşiktaş, cilmi, feşmekan, freshtival, friendly fires, gabriela, kuruçeşme, miller, portecho, sweet about me, turkcell, üsküdar

3 Haziran, 2009 -- 01:50
buradan açıklıyorum bu yazıdaki bir arkadaş benim. köstebek benim kaşarım olmayı kabul etti =) ayrıca rockbandin sınırlayıcığılığına dayanamayıp kendi şarkımı çaldım. ayrıca hayatımda ilk kez oynadığım wii teniste 2-0 seni nası yendiğimi niye anlatmıyorsun canım atlamadan anlatalım lütfen :P