Üstüne De Tüy Dik

Yazar: Patavatsız Köstebek -- 17 Temmuz, 2009

Victorian French FashionEfenim dün akşam Asmalımescit’te bira-patates eşliğinde takılırken, Fransız Lisesi mezunu olduğu kadar modacılığa da merak salmış bir arkadaşımla sohbet etmekteydim. Şapkaydı, ayakkabıydı oydu buydu derken, konu nasıl oldu da Fransızların hijyen alışkanlıklarına bağlandı hatırlamıyorum ama Fransız modasının gelişmesinde, pisliklerini örtme çabalarının payının büyük olduğuna kanaat getirmiş bulunduk.

Parfümün icadının nasıl ve neden olduğunu sanırım çoğunuz biliyordur ama yine de açıklamamda fayda var diye düşünüyorum zira her şey dönüp dolaşıp bu olaya bağlanıyor. Efenim şimdi bu eski dönem Frankofonlarının tuvalet denen icattan bihaber olmalı nedeniyle, çok afedersiniz, ortalık yere mıçmaları ve hatta bu mıçmıkları bir beze dolayıp sağa sola fırlatmaları nedeniyle etrafı pis bir koku sararmış. Bu kokudan kurtulmak için, “bir delik açalım da onun içine edelim” fikri Fransız kafasına fazla pratik geldiğinden parfümü icat etmeye karar vermişler. Bir mendil açıp, mendilin içine mıçıp, sonra bu mendili bohça gibi kapatıp, etrafına da parfüm sıktıktan sonra pencereden dışarı fırlatıyorlarmış. Eau de toilette beyinliler…

Tabi bu pencerelerden sağa sola fırlatılan kokulu bohçaların, sokaktan geçenlerin kafalarına denk gelme ihtimalini de düşünen süper zeki Fransızlar, yağmur yağmayan günlerde de şemsiye kullanmayı akıl etmişler. Kadınlar fırfırlı, dantelli şemsiyeler kullanırken erkeklerin de şemsiye taşımaya üşenenleri “şapkasız çıkmam abi” der olmuşlar.

Havadan yağan moklardan şemsiye ile kurtulmuşlar kurtulmasına da ya yerdeki moklar? Bunlara basmadan nasıl yürünecek? Tabi ki de topuklu ayakkabılar sayesinde… Ayağın yere değen kısmını azalttın mı, moka basma olasılığını da düşürmüş oluyorsun. Vallahi bravo!

Ya o şapkalarda duran tüyler? Süs için mi vardı onlar sanıyorsunuz? Ay çok safsınız, kuzum. Tabi ki de sokak ortasında çok sıkışmak suretiyle tuvalet ihtiyacını ortalık yerde karşılamak zorunda kalan süslü bayanların, vukuat sonrası civardan geçenleri uyarmak amacıyla incelik göstermeleri için vardı o tüyler. Yani “mıçtım bari bir de üstüne tüy dikeyim de herkes görsün burada mok var, üstüne basmasınlar” durumu.

Halbuki pisliklerini örtmek için zihnisinir projeler peşinde koşacaklarına, veledin birini yollasalardı bizim oralara da öğrenselerdi bu işin nasıl çözüleceğini fena mı olurdu? Dünya modası biraz geç gelişirdi belki ama en azından hikayesi temiz olurdu.

Video: Mok Var!

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

“Üstüne De Tüy Dik” yazısı için 4 yorum yapılmış.

  1. asi karamelek (kıvılcım) demiş ki:

    vuu süper araştırma olmuş bu :) Ama bak biz deliği bulmayaydık moda dünyası bizden sorulcaktı öyle çok da şey yapmamak lazım :D

  2. Ufuk demiş ki:

    Oralarda mülkiyet bizden çok daha kuvvetli idi. Şehirlerin durumu ayrıdır ama bir feodal sahip olduğu topraklarda kuş avlanılmasına, balık tutulmasına bile izin vermezdi. Bu kaideye uymadığı için asılan çok köylü var, bu haklar için yapılan köylü ayaklanmaları var. Asil insan “toprak benim ulan, yola da sıçarım kafana da, mal da benim bok da benim” diye düşünmüş ve bu soylu hali ile şehre taşınmış olabilir. Bizde ise mülkiyet çok sallantılı bir kavram, her an gidebilir elden, dünyada padişahındır; esasta ise allahın. Emanettir, bir gün hesabını sorarlar korkusu var, niye sıçtın bunun içine diye…

    Ayrıca Freud’un bokunu bırakmak istemeyen anal aşamada takılıp kalmış pinti insan tipi ile bu medeniyetin ilişkisi de kurulabilir.

    Nihayetinde biz bok sevmeyiz, hatta Martı bok yediği için divan edebiyatında onun için tek satır yazılmadığı da söylenir. Ama kendi bokumuzu da unutmayalım, bizde de pis suların sokaklarda aktığı çook sonraki çağlar vakidir. Hela çukurumuz çok eskidir ama kanalizasyon sistemleri o kadar eski değil. Hatta hala en yakın dereye-denize akıtmak bakımından birçok şehrimiz Ortaçağla yarışabilir sanıyorum.

  3. sıçrayan geyik demiş ki:

    mükemmel bir tespit. tebrik ederim. :)
    aslında bu tespiti fransızların gözüne sokma şansım var; zira fransızların dinleyeceği (ya da dinlemek zorunda kalacakları) bir konuşma yapacağım ve bu konuşma kasete doldurulacak. konuşma konusunu ben seçeceğim; ama iyi not (ya da sadece bir not) alabilmem için ne yazık ki Fransızların hoşuna gidecek bir şeyler söylemek zorundayım. kokuşmuş fransızlara moklu geçmişlerini anlatmayı ne kadar istediğimi size anlatamam; ama gelin görün ki konuşmamdan not almadan da diploma sahibi olamam.
    bir cesaret moklu fransızlar konusunu seçersem konuşmam için, bu konuya bir websitesinde rastladığımı kesinlikle belirteceğim; çünkü belki bu sayde fransızların semada olan burunları yere iner de gelecek nesiller kötü not korkusu yaşamaz.

  4. admin demiş ki:

    yorumlar için teşekkürler arkadaşlar
    ayrıca yürü be sçrayan geyik, kim tutar seni?!! :)

Yorum yap