Thursday, March 11, 2010

Archive for Ağustos, 2009

Ağzım Yüzüm Audio Player

Posted by Patavatsız Köstebek On Ağustos - 23 - 2009

Şimdi ben PataSong diye bir şey yapıyorum da hani sabahın köründe dilime dolanan ilk şarkıyı sayfanın sağ üst köşesinde yayınlıyorum ya. İşte onu acayip merak edenler var. Meraktan içi içini yiyen, tatilde bile bunu düşünüp uykuları kaçanlar var. Sonra da tatilden döner dönmez soru bombardımanı: Aman efenim nasıl yapıyorsun da, vay efenim sağ köşeye nasıl koyuyorsun da, peki ben nasıl yapacağım da, hani bana hani bana… :P

Efenim şimdi eğer blogunuzu yayınlamak için Wordpress kullanıyorsanız, yazdığınız yazıların içine şarkı da türkü de ekleyebilirsiniz. Hatta isterseniz elinize mikrofonu alıp, kendiniz çalıp kendiniz söyleyebilir, kayıtlarınızı blogunuzda yayınlayabilirsiniz. Nasıl mı?

Şöyle oluyor: Diyelim ki .wordpress.com uzantılı bir blog adresiniz var, yani standard paketi kullanarak yayın yapıyorsunuz. O zaman ses kayıtlarınızı yayınlamak için Wordpress’in kendine has audio player’ını kullanmanız gerekiyor. Bunun için yazınızda ses kaydını eklemek istediğiniz yere aşağıdaki texti yerleştirmeniz yeterli olacaktır.

[audio http://.mp3 uzantılı web adresi]

Burada dikkat etmeniz gereken şey, blogunuzda çalmasını istediğiniz kaydın mp3 formatında olması ve bir web adresi altından ulaşılabilir olmasıdır. Eğer herhangi bir websitesinde yayınlanmayan bir ses kaydını blogunuzda yayınlamak istiyorsanız önce dosyayı blogunuzun “Medya” bölümüne yükleyin, daha sonra “görüntüle” yi seçerek açılan sayfadaki linke tıklayın ve işte adres çubuğunda ihtiyacınız olan .mp3 uzantılı web adresi!

Standard Wordpress audio player’ının renklerini beğenmediyseniz ve sizin seçeceğiniz renklere sahip bir player oluşturmak istiyorsanız şu adrese bir göz atın. Sayfanın alt kısımlarında renkleri nasıl değiştirebileceğiniz anlatılıyor. Biraz meşakatli bir iş ama şık sonuç veriyor. Yalnız unutmayın: yaptığınız renk ayarları kaydedilmeyecek! Dolayısıyla ses kaydı yayınlamak istediğiniz her yazıya aşağıdakine benzer bir kodu yerleştirmeniz gerekecek.

Bu benim kullanıdığım turuncu playerın renklerine sahip kod:

[audio http://.mp3 uzantılı web adresi|bgcolor=0x000000|bg=0x000000|leftbg=0xcc3300|rightbg=0xff9933|

rightbghover=0xcc3300|lefticon=0xff9933|righticon=0xcc3300|righticonhover=0xff9933|

text=0xff6600|slider=0xcc3300|loader=0xff9933|track=0xff6600|border=0xff9933]

Peki Wordpress’i kendi hostuna kuranlar! Siz nasıl yapacaksınız?

Efenim öncelikle kendinize uygun bir audio player eklentisi bulacaksınız. Misal ben 1pixelout adlı basit player’ı tercih ettim ki bu da zaten Wordpress’in standard player’ı ile aynı. Basit, efendi bir player…

Şimdi ben yalnızca 1pixelout’u tanıdığım için yazının bundan sonraki kısımlarında anlatacağım şeyler bu eklenti ile ilgili olacak malesef. Ama öyle sanıyorum ki diğer eklentiler de bundan çok farklı değildirler.

Efenim eklentiyi yükledikten sonra sol menüde yer alan Ayarlar bölümüne bir girin. Orada renk ayarlanızı falan yapabilirsiniz ve tabi ki de bunları kaydedebilirsiniz. Yani siz her ses kaydı eklediğiniz yazınızda player’ın renklerini belirtmek zorunda değilsiniz. Yalnızca yazınızda ses kaydını eklemek istediğiniz yere aşağıdaki kodu ekleyin yeter! Bunun yukarıda yer alan koddan farkı arada iki nokta olması.

[ audio:http://.mp3 uzantılı web adresi ] (köşeli parantezlerden sonra boşluk bıraktım ki zart diye player girmesin şimdi, siz kopyala-yapıştır yaparsanız boşlukları silmeyi unutmayın)

.mp3 uzantılı web adresi hikayesi, yine yukarıda anlattığım şekilde sağlanabilir.

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. Ben bu player’ı sağ menüye nasıl yerleştiriyorum ve nasıl oluyor da tüm sayfalardan erişilebilir ve dinlenebilir oluyor.

O da meslek sırrı, burada anlatamam kusura bakmayın

…deyip de bazılarınızın yüzünde oluşan ifadeyi görmeyi ne de çok isterdim şimdi ama olmaz! Anlatacağım, tutmayın beni! Zaten siz tutsanız da ben dilimi tutamaz lafı fazla uzatmadan konuya girerim.

Hani sol menüdeki “Görünüm“ün altında “Bileşenler” diye bir bölüm var ya. Oradan takvim makvim gibi şeyler seçip sağ sütuna ekliyoruz ya, orada bir de “Metin” diye bir şey var. İşte o metin var ya süper bir şey. HTML, PHP, ne yazarsanız anlıyor ve yayınlıyor. Üzerinize afiyet bu kod işlerine az buçuk kafam basıyor ama Detaycı arkadaşım olmasaydı bayağı zorlanırdım aşağıdaki kodu ortaya çıkarmada.

<a title=”Kategoride artık ne varsa
rel=”bookmark” href=”
http://www.patavatsizkostebek.com/category/patasong/“><center><span style=”font-size:14px;”><b>PataSong</b></span></center></a>
<a title=”
Şarkı Sözleri” rel=”bookmark” href=”Şarkı sözlerinin yer aldığı web adresi“><br>Şarkı Adı</a>
<object height=”44″ width=”200″ id=”audioplayer1″ data=”http://www.patavatsizkostebek.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf” type=”application/x-shockwave-flash”><param value=”http://www.patavatsizkostebek.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf” name=”movie”/><param value=”playerID=1&amp;bg=0×000000&amp;leftbg=0xcc3300&amp;lefticon=0xff9933&amp;rightbg=0xff9933&amp;rightbghover=0xcc3300&amp;righticon=0xcc3300&amp;righticonhover=0xff9933&amp;text=0xff6600&amp;slider=0xcc3300&amp;track=0xff6600&amp;border=0xff9933&amp;loader=0xff9933&amp;autostart=no&amp;soundFile=.mp3 uzantılı web adresi” name=”FlashVars”/><param value=”high” name=”quality”/><param value=”false” name=”menu”/><param value=”transparent” name=”wmode”/></object>

Başlıktı, linkti, playerdı, şarkıydı her bir şey var bu kodda. Ama şimdi ne nerede nasıl anlatayım ya… ??

Şimdi bu koddaki en önemli şey Player! Bu playerın bir kodu var, böyle object height diye başlayan, öncelikle ona ihtiyacımız var. Onu da şu şekilde alabiliriz hemen: Açın yeni bir yazı. Yukarıda anlattığım şekilde ekleyin [audio bıdı bıdı] diye bir şey, sonra da aynı text editor’de yer alan HTML sekmesine tıklayın ve player’ın kodunu oradan kopyalayın ve “Bileşenler” deki metin bölümüne yapıştırın. Yapıştırdığınız kodda soundFile diye bir bölüm vardır ki burada o meşhur .mp3 uzantılı web adresi bulunur. Bunu istediğiniz zaman başka bir ses kaydı adresi ile deiğiştirebilirsiniz. Ayrıca Player’ı yerleştirmek istediğiniz yerin genişliği ve yüksekliğine göre player’ın height (yükseklik) ve width (genişlik) bölümlerini ayarlayabilirsiniz.

Eğer benim gibi “yok şarkının adını da yazayım, yok şarkı sözlerine link de vereyim” gibi istekleriniz varsa yukarıdaki kodda object kısmının üstünde yer alan kısma benzer bir şeyi kullanabilirsiniz. Ben bazı yerleri bold yazdım. O kısımlara kendi istediğiniz başlıkları, linkleri ya da açıklamaları ekleyebilirsiniz. (Not: Tırnak işaretleri kodun bir parçasıdır, onları silmeyin.)

Sanırım konu ile ilgili her şeyi anlattım. Artık sır mır da kalmadı. Bir dert tasa olursa haber verin, yardımcı olmaya çalışırım.

Yalnız bakın bundan sonra bloglarınızda ses kaydı yayınlamadığınızı görürsem, iki elim yakanızda olur haberiniz olsun. Yaz yaz, yaz vakti ter içinde kaldım ne len bu!

Hadi hayrını görün!

Hırs Ve Ceza

Posted by Patavatsız Köstebek On Ağustos - 21 - 2009

ayca-sen-hirs-ve-cezaGeçen gün kitapçıda gezmekteydim. Şöyle rahatlatıcı, esprili, okurla adeta sohbet eden bir kitap arıyordum ki gözüme canım ciğerim Ayça Şen’im ilişti. “Bir Başyapıt -  Hırs ve Ceza” adlı kitabın kapağında Dostoyevski’nin resmini yırtıp aradan bakan bir çift göz vardı. Hiç düşünmeden aldım kitabı. Ne arkasını okudum, ne de bir iki sayfa çevirip kitabın üslubuna baktım.

35 yaşında Ece adlı bir kadının yazar olma sevdasıyla işinden ayrılması ve romanı için çalışırken başına gelenler anlatılıyor kitapta. Başına gelenler derken öyle maceralı şeyler beklemeyin. Sonuçta Ece, annesiyle yaşayan, başından talihsiz bir evlilik geçmiş, işinden ayrılmış, yazarlığın y’sinden anlamayan bir kadın. Ayrıca Ayça Şen’in deyimiyle de gerzek, çabucak köşeyi dönme ve saygınlık kazanma arzusuna sahip ve yazarlığı da bu amaca giden en kısa yol olarak seçmiş bir kadın.

Kitaptaki tüm olaylar Ece’nin ağzından anlatılıyor. Kâh annesiyle tartışıyor, kâh romanı için kısa paragraflar yazıyor. “Bir oradayım, bir burada, hayaller ortasında” tadında bir kitap.

Eğer çok merak ettiyseniz ve siz de okumak istiyorsanız bu kitabı, lütfen korsancılardan almayın. Gidin efenim bir kitapçıya ya da tıklayın bir zahmet şuraya, kaliteli baskı, hatasız dizgi ve emeğe saygının tadını çıkarın.

Mistik Keyif

Posted by Patavatsz Kostebek On Ağustos - 21 - 2009

Henüz pek hissedilmedi belki ama yakındır şehre mistik bir havanın çökmesi. Ama siz isterseniz bu süreci kısaltabilir, aşağıdaki play tuşuna tıklayarak etrafınızda mistik bir hava estirebilirsiniz.

Ramazan’ın ilk günlerinde, bünyeler oruca alışana kadar bir gerginlik olur hep. Sabahın ilk saatlerinde hissedilmez ama öğlene doğru başlar kaş çatmalar.  Akşamüstü abuk subuk şeylere sinirlenmeler alır yürür. İş çıkışı ise iftara yetişmeye çalışan boş midelerdir artık trafikte yol alan.

Ama merak etmeyin çok sürmez bu gergin hava. En çok on gün sonra alışacaktır bünyeler açlığa. Sonra yüzlerde bir huzur… Hep bir tebessüm… Birbirine yardım eden insanlar, iftar çadırları, ramazan kolileri, çeşit çeşit mahyalar… Rengarenk bir cümbüşe bürünmüş ve acımasızlığından sıyrılmış bir İstanbul.

En çok Sultanahmet’e gitmeyi severim Ramazan’da. Oruç tutmasam da giderim iftara. En kalabalık olan yerlerden birini seçerim. Sabit iftar menüsü olan bir yer olacak ama. Öyle menüden yemek falan seçmemeliyim yani. Herkes aynı şeyi yemeli. Sedir tarzı bir yer de varsa oturabileceğim değmeyin keyfime. Sonra herkesle beraber yenen yemeğin üstüne de bir orta kahve… Ohhh.. Misss….

Eski İstanbul evlerine benzetilmiş seyyar dükkanların önünde gezerim iftardan sonra elimde bir kutu lokma tatlısıyla. Mis gibi mistik havayı ciğerlerime çeke çeke giderim Sultanahmet’in karşısında Ayasofya’nın sağında kalan cafe’ye. Şanslıysam eğer Semazen gösterisi vardır orada. Önce bir nargile söylerim, yanına bir orta Türk kahvesi daha. Oturur izlerim semazenleri Ayasofya’nın gölgesinde, Sultanahmet’in ışıkları altında.

Bu Ramazan da mutlaka gideceğim bahsettiğim yerlere. Tavsiye ederim siz de gidin. Pişman olmayacaksınız. Hem bakarsınız karşılaşırız belki orada, karşılıklı nargile tüttürürüz.

Hepinize keyifli Ramazanlar!

Yeşilköy’ün Günay Ablası

Posted by Patavatsız Köstebek On Ağustos - 11 - 2009

Geçen pazar akşamüstü evde oturuyorum. Hava da nasıl sıcak. Pişmişim resmen. Hemen kendimi duşa attım. Tam yeni ıslanmıştım ki, telefon çaldı. “Yeşilköy’deyiz. İlle gel.” diyordu uzun süredir görmediğim ve haliyle çok da özlediğim bir arkadaşım. Dedim “ıslağım şu an sonra konuşalım” ama o ille de ısrar ediyordu. “Bir kahve içip, kaçacağız ya!

Apar topar hazırlandım hemen gittim yanlarına. Güzel bir cafe’de oturmuşlardı. Ama bana içecek bir şey ısmarlama fırsatı bırakmadılar. “Canımız rakı çekti, haydi balıkçıya gidelim.” dediler. Zaten cuma akşamından beri kendini rakılı alemlere vermiş bünyem, dünden hazırdı bu teklife. “Tabi canım, kahve de neymiş…” diyerek koşaradım uzaklaştık bulunduğumuz yerden. Sonra garson geldi. “Hop!” dedi. Dedik “hesap lütfen…” :)

İndik sahile dolaşmaya başladık. Tekne’ye mi gitsek, Elios’a mı? Mare Nostrum kapanmasaydı da oraya gitseydik, lavunya yerdik.” falan diye konuşurken tabi ki de “sana gitme demeyeceğim ama gitme lavunya” şarkısını da mırıldanıyorduk bir yandan. Derken süper cin bir fikir geldi birinden: “Günay Abla’ya mı gitsek?”

Daha önce hiç gitmemiştim Günay Abla’nın Yeri‘ne. Hep önünden geçiyordum da bir türlü oturup da yemek yemek kısmet olmamıştı. Yeşilköy’de Mado’nun karşısındaki arasokağa yani nargileceilerin olduğu sokağa girince The Stones’un karşısındaki şirince yer, Günay Abla’nın Yeri. Her akşam da canlı müzik var. Biz oradayken kadife sesli bir abimiz uduyla süper TSM çalıyordu.

Günay Abla da masamıza uğradı. “Merhaba ben Abla” dedi. Bu vesileyle de tanışmış olduk kendisiyle. Çok tatlı bir hanım Günay Abla. Gözlerinin içi her daim gülüyor. Seviyor misafirleriyle beraber olmayı, sohbet etmeyi. Bir de muhabbetşinas ki… 10 numara!

Rakısıydı, mezesiydi derken oldukça keyifli vakit geçirdik Günay Abla’nın Yeri’nde. Yolunuz düşerse, siz de bir akşam uğrayın, bir kadeh rakı için benim için. Günay Abla’ya da selam söyleyin.