Friday, March 12, 2010

Archive for Ekim, 2009

Emre Türkmen - Bass Project

Posted by Patavatsız Köstebek On Ekim - 12 - 2009

Geçen Salı akşamı Jazzstop‘ta Emre Türkmen‘in ilk solo performansı vardı. Ben şahsen tanımıyordum Emre Türkmen’i ama bir arkadaşım dedi ki “harika bir basçıdır, mutlaka dinlemek gerek.

“Bass Project” adı ile düzenlenen konserde Emre Türkmen tabi ki de bas gitarıyla sahnenin en ortasında yer alıyordu ve tabir-i caizse bası konuşturuyordu. Sahne oldukça kalabalıktı. Davul, klavye, gitar, saksafon, trompet… Bilenler bilir Jazzstop’ın sahnesi pek de büyük değildir ama o kadar insanı kaldırabildi vallahi helal olsun. Tabi çocuklar da biraz göt göte duruyorlardı ama olacak o kadar.

Yer dardı belki ama oynayacağım diyen bu konuyu bahane etmezmiş anlaşılan. Bir çaldılar bir çaldılar ki sormayın gitsin. Kulaklarımın pası silindi desem yeridir. Duyduğuma göre bu proje bir defa ile de sınırlı kalmayacakmış. Yakınlarda birkaç kez daha sahne alacaklarmış İstanbul’da. Ama nerede ve ne zaman olduğunu şimdilik bilemiyorum. Öğrenirsem sizinle de paylaşacağım gençler. Şimdilik aşağıdaki video ile idare edin. Kalite biraz dandik ama iş görür, bir sonraki konsere hazırlık yapmış olursunuz.

PataSong: Demir Almak Günü

Posted by Patavatsız Köstebek On Ekim - 12 - 2009

Meyra

Hümeyra - Sessiz Gemi

Şarkı Sözleri

Read the rest of this entry »

I’m Playing You

Posted by Patavatsız Köstebek On Ekim - 11 - 2009

O ne acayip filmdi yaa..!!

Gamer” dan bahsediyorum arkadaşlar. Aksiyonun dibine vurmuşlar resmen. Konu da bence harikaydı. Sanki dijital oyun dünyasının gelecekte varabileceği korkutucu noktayı gösteriyor gibiydi. Giderek daha da gerçekmiş hissi veren oyunlar, görüntüler, efektler ve oynanış biçimlerinin gelişimini gördükçe hafiften bir tırsıyor insan filmi izlerken.

gamer_movie_still_club1Efenim şimdi Gerard Butler, Amber Valletta ve Michael C. Hall ‘un başrollerini paylaştığı, Mark Neveldine ve Brian Taylor‘ın yönetmenliğini yaptığı “Gamer” adlı filmde Ken Castle adında bir adam var. Bu adam oyun dünyasına inanılmaz bir yenilik getiriyor ve “Society” adını verdiği “Second Life” tadındaki oyununda gerçek aktör ve aktristlerin, oyun karakterleri olarak kullanıcılar tarafından kontrol edilmesine olanak veriyor. Kullanıcı oyuna girdiğinde seçtiği karakteri düşünce gücüyle istediği gibi kontrol edebiliyor.(aslında nano moleküller falan var beyine enjekte edilmiş de işte orasını da filmde anlatsınlar geniş geniş) Her türlü şiddet, sapıklık, artık aklınıza ne gelirse hepsini yaptırabiliyor kullanıcılar, hem de gerçek insanlara.. Kullanıcılar oyunu oynamak için para ödüyorlar. Aktör/aktristler ise oyunun maaşlı elemanı.

gamerSonra bu Ken Castle, “Madem bu oyun tuttu o zaman bunun daha bir şiddetlisini yapayım” diyor ve “Slayers” adındaki savaş oyununu yapıyor. Böyle “Counter Strike” tadında bir oyun bu da.. Oyuncuları idam mahkumlarından seçiyorlar. Tüm turları geçen mahkumlar özgürlüklerine kavuşuyor. Ama tabi böyle bir şey o ana kadar olmuyor. Taa kii…

Orasını da söylemeyeyim.. Heyecanı kaçmasın.

Ama gençler, kan gövdeyi götürüyor filmde haberiniz olsun.. Patlayan arabalar mı istersin, kopan kafalar mı… 32 kısım tekmili birden var bu filmde. Bir de öyle acayip teknolojik aletler var ki hastası oldum.

Ha bir de unutmadan söyleyeyim film için inanılmaz uygun bir main theme seçmişler. Vallahi cuk oturmuş.

Marilyn Manson - Sweet Dreams

Some of them want to use you… Some of them want to get used by you…

Sen Yağmur Ol Ben Bulut

Posted by Patavatsız Köstebek On Ekim - 5 - 2009

Küresel ısınma, buzulların erimesi, seller, toprak kaymaları derken dünyanın hali giderek boka sarmaya başladı. Şimdi bir de GDO diye adlandırılan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar çıktı başımıza ki o da nereden baksan insanın insana yapmayacağı bir şerefsizliğin önde gidenidir bence.

Türkiye’deki doğa varlıklarının korunmasına yönelik bilincin, gelişmesine ve yayılmasına katkıda bulunmaya çalışan derneklerin tanıtımını yapmak, eğrisini doğrusunu ortaklaşa saptamak, bir tür Sivil Toplum Örgütleri öncesi platform oluşturmak niyetinde olan ağaçlar.net diye bir web sitesi var. Bu duyarlı arkadaşlar “Doğa İçin Çal” adı altında bir proje yapmışlar ve 45 müzisyenin katılımıyla aşağıdaki süper bomba klibi ortaya çıkarmışlar.

Herbirinin doğdukları iller, yaşadıkları mekanlar, hayata bakışları, zevkleri birbirinden farklı olsa da tek bir amaç uğruna biraraya gelinebildiğini ve çok güzel işler çıkarılabildiğini bizlere gösterdikleri için projede emeği geçen herkese bolca teşekkür…

Bundan birkaç ay önce de “Playing For Change” adıyla dünya genelinde benzer bir proje yapılmıştı. Onu da çok beğenmiştim bunu da. Her ikisini de paylaşmasam rahat edemezdim. Çünkü dünya paylaştıkça güzel.. ;)