Bol alkollü geçen bir cumartesi gecesinin ardından hang-over diye de tabir edilen akşamdankalmalık tabi ki de kaçınılmazdı. Haliyle yarım açık gözlerle stand-by modunda başlayan bu pazar gününüyse güzel bir sinema filminden başka bir şey renklendiremezdi.
Sessiz sakin bir filmdi izlemek istediğim. “Şöyle rahat bir şey olsun, fazla gürültü patırtı olmasın gideceğim filmde” diye düşünürken “Soul Kitchen” bir anda öyle sıcak göründü ki gözüme… Aldım kocaman bir pop-corn daldım sinema salonuna.
Fatih Akın’ın bugüne kadar yaptığı tüm filmleri sevmiştim zaten, Soul Kitchen’la bunlara bir yenisi daha eklendi. Bir kere filmin Almanca olmasını sevdim ki, Almanca her ne kadar kaba falan da deseler sevdiğim bir dildir. Oh mis… Achtung!
Filmdeki başrol oyuncuları arasında Moritz Bleibtreu ve Birol Ünel tabi ki de vardı ama Adam Bousdoukos ve Anna Bederke de başrollerde onlara eşlik edenlerdendi. Tabi bir de Knochenbrecher (kemikkıran) Kemal karakterini canlandıran süper sürpriz oyuncu Uğur Yücel‘i de unutmamak lazım…
Efenim accık da konuyu anlatayım: Şimdi “Soul Kitchen” adında bir cafe/restaurant var. Yunanlı bir aşçının sahibi olduğu bu restaurant, öyle kendi halinde dandik bir yer. Sonra idealist ve agresif bir aşçı başlıyor işe ve Soul Kitchen’da pek çok şeyi değiştiriyor da falan da filan da işte. Sonuçta güzel, umut dolu, sakin dinlendirici bir film. Hoşuma da gitti, eğlenceli de… Gidin izleyin bence…
Ha bir de filmde afrodizyaklı bir tatlı var. O tatlı servis edildikten sonra çok şık şeyler olluyor filmde. İşte o tatlıdan ben de istiyorum, özellikle yedirmek istediğim birkaç kişi var da…
Yorum Bırak