Thursday, March 11, 2010

Sosyal Vagabund

Yazar: Patavatsız Köstebek Tarih: Ocak - 6 - 2010

dedikodu1Dük akşam Galatasaray’da denize nazır bir binanın en üst katında yer alan, süpersonik manzaralı, bar tadında bir restaurant’taydım. Uzun süredir görüşemediğim arkadaşlarımla biraraya gelmiştim. Laf lafı açtı; laf, sigara paketini açmak üzere bizi terasa yolladı. İçkilerimizi alıp, buz gibi havayı elektrikli ısıtıcılarla yumuşatmaya çalışan mekanın terasına geçtik. Hava soğuktu belki ama sohbet o kadar sıcaktı ki neredeyse tüm geceyi terasta geçirebilmemizi sağladı.

Sessizdi teras ve boştu. Sigara içmeye çıkan insanlar da 5 dakikadan fazla kalmıyorlardı. Bu sessizlik, uzun süredir görüşmeyen dostların biraraya geldiği sohbet ortamının anında dedikodu kazanına dönmesine neden oldu tabi ki de.. Efenim biri varmış da nişanlanmış da sonra bozmuş da nişanı, öbürü boşanmış da, diğerinin çocuğu olmuş da, vay efenim o kadar yaş farkı da olur muymuş da, çıtır kızı kapmış da falan da filan da derken…

Bir elinde rakı kadehi diğerinde sigarası bir amca yaklaştı masaya. Dedi ki “gençler kusura bakmayın kulak misafiri oldum. Yaş farkı falan diyordunuz, benim de eşimle aramdaki yaş farkı 20, ona göre :) ” Kızlar biraz utanmış olsa da erkekler olarak amcayı süper takdir edip hemen masamıza buyur ettik. Kendini anlatmaya başladı. Neler yapmış, ne zaman evlenmiş, kaç kere evlenmiş falan.

serseri1Acayip eğlenceli ve sosyal biriydi. 64 yıllık yaşamını hayattan keyif almak üzerine kurmuş biri. Lisedeki haytalıklarından, iş hayatındaki çakallıklarına, çapkınlık hikayelerinden, dost anılarına kadar pek çok şeyi paylaştı bizimle. Yaşıtları içeride kös kös otururken o bizimle soğukta oturuyor ve hepimizi etkisi altına alan hikayeler anlatıyordu.

Alkol dediğin sarhoş olmak için içilmez, hayata keyif katmak için içilir. Yavaş içilir, dost sohbetleri ile içilir.” diyordu. Herkesle her zaman birarada olmanın peşindeydi. Bizim bulunduğumuz yere gelmeden önce iki farklı mekana daha uğramıştı. Bulunduğumuz yerden çıktıktan sonra başka bir mekana daha gidecekti. “Serseri ruhluyum çocuklar ben. Öyle erkenden eve gidemem. Daha yapacak çok şey var. Sosyal vagabund’um ben!” dedi ve bunu der demez bir anda hepimizin gözünde yükselen karizması tavan yaptı.

Evet işte böyle olmalıydı! Kaç yaşına gelirse gelsin insan hayattan keyif almayı bilmeli, bunun peşinden koşmalıydı. Kimseye eyvallahı olmamalıydı. Gerekirse posta koymalıydı. Keyfini kaçıracak işlerin karşısında durmalıydı. İnsanlarla bir araya gelmeli, onlarla hoş sohbetlerde bulunmalıydı. En çok da gençlerle birlikte olmalıydı ki kendi de gençleşsin. Hayata bakışı renklensin. Rahat sohbetler etsin.

İşti güçtü bunlar sıkıcı ve boş şeyler gençler… Hayatsa sıkılmak için çok kısa… İçelim, sıçalım hep beraber sosyal vagabund olalım!

1 Yorum

  1. grass__stain demiş ki,

    Heyyyyt beee!

    21st Ocak, 2010 , 19:10

Yorum Bırak