Çalışmalarını çok beğenerek takip ettiğim bir fotoğrafçıdır Can Berkol. Hayatın içinden öyle kareler yakalar ki, aynı anda aynı mekanda bulunuyor hatta aynı yöne bakıyor olsak dahi ancak Photography for Soul‘da görebilirim o kareleri. Her fotoğrafın bir de hikayesi vardır Can Berkol için. Kimi zaman bir şiirle, kimi zaman kısa bir notla vermeye çalışır o kareyi çekerken hissettiklerini. Ancak o satırlar hiçbir zaman yetmezmiş kendisine meğerse de haberimiz yokmuş.
Tam bu noktada ressam Funda Tarakçıoğlu çıkmış karşısına ve iki sanatçı bu hikayeleri görselleştirmeye karar vermişler. Can Berkol vizöründen bakmış sokaklara, Funda Tarakçıoğlu tuvallere dökmüş hikayelerini…
İki sanatçıyı aynı tuvalde buluşturan Çiftetelli adlı sergi, 21 Kasım 2009 - 04 Ocak 2010 tarihleri arasında Nişantaşı Vizyon Görüntüleme Merkezi’nde olacakmış. Açılış kokteyli de 21 Kasım Cumartesi akşamı saat 17.00′ daymış.
Ben mutlaka orada olacağım, zira bu farklı çalışmayı kaçırmaya hiç mi hiç niyetim yok.
Siz de kaçırmayın bence..
Sergi Salonu:
Vizyon Görüntüleme Merkezi
Hacı Emin Efendi Sk. Seçkin Apt. No:48 Nişantaşı İstanbul
Efenim şimdi
Sonra bu Ken Castle, “Madem bu oyun tuttu o zaman bunun daha bir şiddetlisini yapayım” diyor ve “Slayers” adındaki savaş oyununu yapıyor. Böyle “
Bir ara Zerrin Özer’le bir şeyler yapıyorlardı. Herhalde Zerrin Özer yedi bunları. Bir dönemki şişkinliğinin sebebi demek ki Cemali’ymiş.
Geçen gün kitapçıda gezmekteydim. Şöyle rahatlatıcı, esprili, okurla adeta sohbet eden bir kitap arıyordum ki gözüme canım ciğerim Ayça Şen’im ilişti. “Bir Başyapıt - Hırs ve Ceza” adlı kitabın kapağında Dostoyevski’nin resmini yırtıp aradan bakan bir çift göz vardı. Hiç düşünmeden aldım kitabı. Ne arkasını okudum, ne de bir iki sayfa çevirip kitabın üslubuna baktım.
Hani bir ara “Hugolelülelülüüü” diye bağıran koca kulaklı şirin bir yaratık vardı ya… Hoplaya zıplaya dağ bayır gezerdi de 