Ne Kötülük Yaptım Ben Size?
Salı, Ağustos 26th, 2008Kim bilir kaç yıl aldı dimdik ayakta durabilmesi?
Kim bilir kaç fırtınaya meydan okudu, kaç afetten sağsalim kurtuldu?
Önceleri ufacıktı. Diğer abilerinin yanında kendine yer açmaya, zar zor kök salmaya çalıştı. Cılız bedeni ve çıtkırıldım dallarıyla kara, yağmura karşı durdu. Boyu uzamaya başlayınca güneşe değeceğini sandı ve uzattıkça uzattı kafasını yukarılara. Sapasağlam basmaya başladı ayaklarını toprağa.
Geniş omuzları ile yağız bir delikanlıydı o artık. Artık esen her rüzgar onun başında esen kavak yelinden farksızdı. Kol kanat gerdi mahallenin savunmasızlarına. Onlarca hayvana kucak açtı. Kuşlar onun dallarında yuva buldu kendilerine. İki aşık kumrunun ilk yavrusu o yuvada doğdu. Verdiği meyvelerle karnını doyurdu o yavruların. Soğuktan donmalarını, sıcaktan bayılmalarını engelledi koca gövdesiyle.
Yükseklerden insanlara baktı. Onlara da açtı kollarını.
Güzel bir kız geldi önce kikirdeyerek, yaslandı ağacın o koca gövdesine. Ardından genç delikanlı…
İki aşık ilk defa o ağacın gölgesinde el ele tutuştular. İlk öpüşmelerine bir tek o ağaç şahit oldu. Tebessüm etti ağaç, gençleri öpüşürken gördüğünde ve içten içe gurur duydu kendisiyle. Ancak o gülümseme yavaş yavaş dondu yüzünde. Hafif bir acı hissetti bedeninde. Bu anı ölümsüzleştirmek istiyen genç delikanlının bıçağı ile çizdiği kalpti bu acının nedeni.
Fakat bu acıya da dayanmayı bildi ağaç. Yıllar boyu onca zorluğa göğüs germişti. Yeni alevlenen bir aşk uğruna bu kadarcık acı çekmiş çok muydu?
Aradan yıllar geçti. Ağaç meraklanmaya başlamıştı artık. Acaba ne olmuştu aşıklara? Uğramaz olmuşlardı uzun zamandır ormana. Bir gün çıkageldi o çift yanında iki küçük çocuk ve ellerinde sepetlerle. Görür görmez tanımıştı ağaç onları. Bu o çiftti. Demek evlenmişlerdi.
Çok mutlu oldu ağaç. Açtı yine kucağını bu çifte. En güzel gölgeyi ayarladı onlar için. En tatlı esintiyi getirdi onlara. Baba çocuklarına yıllar önce ağacın gövdesine çizdiği kalbi gösterir ve anneleriyle ilk öpüştükleri anı anlatırken, ağaç da göğsünü kabarttıkça kabartıyordu.
Dallarını uzattı çocuklar için. Salıncak assınlar dallara, sallansınlar diye… Meyvelerini uzattı onlara, yesinler de büyüsünler diye…
Sonra baba, mangalı yaktı ve çocukları yemeğe çağırdı. Salıncaktan indi çocuklar, koştular babalarının yanına. Çöp şişleri mideye indirirken aile, dumandan öksürmeye başlamıştı ağaç. Yemeği bitirdiklerinde toparlanıp gitti aile. Dumandan gözleri yaşarmış ağaç bakakaldı ardlarından. Seslenmek istedi “Mangalı unuttunuz!” diye. Ama çıkmadı sesi.
Duman giderek artmaya başladı. Önce otlar tutuştu. Sonra alevler yükseldi. Kumrular vedalaşmak zorunda kaldı ağaçla. Alevler ağacın yapraklarına sıçradığında bir hareketlilik başlamıştı ormanda. Bütün hayvanlar bir yerlere kaçışıyor, kendini kurtarmaya çalışıyordu. Alevler ağacın gövdesini sardığında artık o da kaçmak istiyordu. Ama bir türlü kıpırdayamıyordu. Etrafındaki diğer arkadaşlarına baktı. Onlar da çaresizdi.
Alevler tüm ormanı sardığında sessizce haykırdı ağaç gözlerinde yaşlarla: “Ne kötülük yaptım ben size?”
Ama duyan olmadı çığlığını…
