Posts Tagged ‘Eleştri’

Serzenişim TV’de Tırtıklara

Çarşamba, Ağustos 6th, 2008

Anlaşılan senaristler yeni konu bulmakta zorlanıyor. Hatta o kadar zorlanıyorlar ki birbirlerinden esinlenmek bir yana birebir kopya çekmeye başlamışlar. Farklı dizi ve filmlerde olmak üzere üç defadır aynı sahneye rastlıyorum televizyonda. Hem de birer hafta arayla. Yakında bağımlılık yaratacak bende diye korkuyorum. Her hafta yeterli dozda aşağıdaki sahneyi izlemezsem elim ayağım titreyecek maazallah..

Efendim sahne şöyle:

Yolun kenarında bekleyen bir adam, yoldan geçen arabaya durması için el eder. Bu araba, sahneyi tırtıklayan senariste göre değişiklik gösterebilir. Kiminde taksi, kiminde ise lüks bir otomobildir. Neyse efendim… Araba yolun kenarında bekleyen adamı almak üzere durur. Adam arka koltuğa oturtur ve kendini Azrail olarak tanıtır. Şoför inanmaz tabi önce. Kanıt görmek ister. Tabi hakkıdır da.. Arka koltukta oturan adam da istediği kanıtı ona verir. “Birazdan yolun sağında biri sana el edecek. Onu da al arabaya.” der. Bu “biri” yine senariste göre değişiklik göstererek kiminde ak sakallı dede, kiminde ise güzel bir kız olur.

Yan koltuğa oturan yeni yolcu, arabada şoför ve kendisinden başka kimse olmadığını, şoför ise arka koltukta bir adam olduğunu iddia etmeye başlar. Arkadaki adam da şoföre “Beni yalnızca sen görebilirsin.” demektedir. Sonunda şoför, arkadakinin Azrail olduğuna inanır ve ondan hayatını bağışlamasını ister. Azrail de “Çek arabayı sağa, git şurada iki rekat şükür namazı kıl.” der. Şoför, sözde Azrail’in dediğini yaparken de arka koltukta oturan adam ile yan koltuktaki kişi arabayı çalar ve oradan uzaklaşırlar.

Ne yalan söyliyeyim çok yaratıcı bir hikaye bence bu. İlk olarak Kanal D’de yayınlanan “Çok Güzel Hareketler Bunlar”da rastladığımda bu sahneye çok hoşuma gitmişti.

Daha sonra Türkmax’ta “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” da aynı şeyi izleyince, BKM Mutfak’taki çocukların bu hikayeyi kendi komedi anlayışlarıyla birleştirip sahneye koyduklarını düşündüm.

Fakat bu gece aynı hikayeye yine Kanal D’de yayınlanan “Gece Gündüz” adlı dizide de rastlayınca “E ama yeter artık!” şeklinde bir serzenişte bulundum ve bu yazıyı yazma gereksinimi hissettim.

İlk kim kimden gördü bilemiyorum ama bence sıralama şöyledir:

  1. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
  2. Çok Güzel Hareketler Bunlar
  3. Gece Gündüz

Ayrıca umarım bu sıralama böyle kalır. Dört, beş, altı diye devam etmez.  Çünkü artık kabak tadı vermeye başladı bu hikaye.

Daha yaratıcı sinema filmleri ve diziler yapılması dileğiyle…

Esen kalın. :)

Serdar, beni neden yoruyorsun?

Pazar, Ağustos 3rd, 2008

Bildiğiniz gibi Serdar Ortaç’ın yeni albümü çıktı. “Bildiğiniz gibi” diyorum çünkü kanımca bilmemek mümkün değil. İstemeseniz de biliyorsunuz; zira her yerde Serdar Ortaç!

Televizyonu açıyorum karşımda Serdar. Taksiye biniyorum radyoda Serdar. Sokakta dolanıyorum, müzik marketten Serdar.

Bugün berbere gittim teypte Serdar. Saç traşım bitene kadar Serdar. Hem de tüm albüm. Adama “değiştir şunu” da diyemedim. Zaten yaşlı başlı amca, gençler sever diye düşünmüş koymuş müzik setine. Yazık…

Bir de insanın ağzına takılıyor şarkılar. Tekerleme gibi mübarek. Tabi her şeyi sekiz kere de tekrar ediyor şarkıda. Kolaysa ezberleme. Sonra dillerde pelesenk.

Hayır, sosyal hayatım tehlikeye giriyor kardeşim bu şarkılarla. Bir anda ister istemez mırıldanmış oluyorum şarkıyı, hemen arkadaşlardan tepki geliyor. Burada mağdur olan benim, tepkiyi yiyen de ben. Oh be, ne ala memleket!

Yalnız laf aramızda adam yıllardır hangi şarkıyı yaptıysa çok tuttu. Kendine şarkı yapıyor tutuyor. Şarkı yapıp millete veriyor, onlar da tutuyor. Herkes bir yerden bulaşıyor yani Serdar’a. Bana tepki gösteren arkadaşlar da eminim geçen yaz “Korkma kalbim geçer acısı, ilk defa mı aşık oldun sen aaahhh!” diye gerdan kırmışlardır. E o da Serdar bu da Serdar.. Allah allah!

Neyse efendim. Demek ki bu adam anlıyor Türk insanının hangi şarkıyı seveceğini,  şak diye konduruyor her yaz yeni bir tane. Sevmesem de takdir etmek zorunda hissediyorum kendimi.

Aha Serdar başladı televizyonda. Şeytan diyor ki yanaş şuna…

Neden Olmasın?

Cumartesi, Temmuz 19th, 2008

ING Bank, otobüs duraklarına reklam vermeye başlamış. “Bu ülkenin sıcaklığına, binbir rengine geldik.” yazıyor reklamda. Görür görmez aklımda bir sonraki reklam kampanyası için fikirler belirdi.

Yeni kampanyanın başrol oyuncusu Ferdi Tayfur, sloganı da “Ben de bu dağların nesine geldim, meleşir kuzular sesine geldim.” olmalı.

Bence banka yetkilileri bunu mutlaka değerlendirir. Televizyondaki reklamlarından da anladığım kadarıyla seviyor onlar böyle “içinizden biriyim ben” havalarını.