Posts Tagged ‘gol’

Galatasaray Kurtlar Vadisi’nde

Cuma, Kasım 7th, 2008

Dün akşam bir yandan Galatasaray maçını izlerken bir yandan da nargilemi tüttüreyim, kahvemi höpürdeteyim diye Yeşilköy’de bir cafeye gittim. Cafenin iki tane plazma TV’si var. Biri içeride diğeri de dışarıda. Maçı dışarıdaki TV’de vereceklermiş diye cafenin bahçesindeki masalardan birinde yerimizi aldık arkadaşlarla. “İçeride niye yayınlamıyorsunuz maçı?” diye sorduğumda, “orada Kurtlar Vadisi‘ni yayınlayacağız.” cevabını aldım. Önce pek umursamadım da sonra düşününce garip geldi. Hatta durum ilerleyen saatlerde daha da acayipleşti.

Bir kere maçın ilk dakikasına kadar kanalı değiştirmediler. Sadece maç izlemek için orada bulunan bizler de Kurtlar Vadisi izlemek zorunda kaldık bir süre. Devre arasına kadar her şey güzeldi. Devre arasında tekrar Kurtlar Vadisi’ni açtılar dışarıdaki TV’de. Ses maç esnasında iyice açılmış olduğu için, kanal değiştiğinde de bangır bangır bağırmaya devam ediyordu.

Maçı bile o denli dikkatli izlememiş insanlar, kanal değişince ekrana kilitlendiler. Ses çıkarmadan izliyorlardı. Zaten dizide de pek fazla ses çıkmıyordu. Dizi genelde poz kesme üzerine olduğundan, oyuncular bir o yana bakıp uzun kaç çatıyorlar, bir bu yana bakıp kaş çatıyorlar sonra da beylik bir laf ediyorlar ve susma devam ediyor. Yani ağırlıklı olarak zurna sesinden oluşan bir fon müziği hakimdi mekana. Bir de bizim gülüşmelerimiz..

Çünkü bence Kurtlar Vadisi komik bir dizi. Her hareket, her laf klişe ve abartı koktuğundan bence gülmemek mümkün değil. Ama koca koca adamlar oturmuş ciddi ciddi izliyorlar valla.

Bir ara içeri girdim. Bakayım oradakiler ne yapıyor diye. Onlar daha beterdi!. Tamamen dumanaltı olmuş bir yerde bir sürü erkek oturmuş, dizi seyrediyor, ara ara durumu değerlendiriyor, “vay be ne laf etti” gibi nidalar yükseltiyorlardı.

Maçın başlamasına kısa bir süre kala tekrar yerime döndüm. Bir sahlep söyledim. O sırada garsona (ki sonradan anladım ki mekan sahibiymiş) “Maça ne zaman geçeceğiz? Az kaldı da…” deme gafletinde bulundum. Meğerse adam Kurtlar Vadisi’nin sırf hayranı değil bizzat kendisiymiş. Pis pis suratıma baktı ve kısa ve net bir cevap verdi: Başlayınca! Ben de “güzel cevap” deyip göz kırptım. ;) Zaten sonra sahlebi falan da başkası getirdi.

Acayip bir kitle yani. Acayip insanlar, acayip bir dizi, acayip bir mekan…

Gecenin tek güzel şeyi ise tabi ki Galatasaray maçıydı. Bi de o ne acayip maçtı ya!  :)

[vodpod id=Groupvideo.1741048&w=425&h=350&fv=]

Shantel’den Şandelli

Pazar, Ağustos 17th, 2008

Efendim biraz balkan müziği dinleyeyim, azıcık gerdan kırıp, biraz da göbek atayım diye Shantel‘i dinlemeye gittim bu gece. Haftalardır Sortie‘de çıkıyor diye reklam yapıldı Shantel için. Biletix‘de biletler satıldı, sağa sola davetiyeler dağıtıldı falan. Fakat son dakikada bir haber geldi ki Sortie’de değil 1453‘te çıkıyormuş Shantel. Son saniye değişikliği yani…

Neyse efendim biz de daha önceden Sortie’ye gitmiş arkadaşlarımızı beklemek üzere hemen 1453′ün yanındaki Özsüt‘e gittik önce. Birer Türk Kahvesi içtik. O sırada da toplandık yavaştan arkadaşlarla. Kahvemizi içerken Disco Partizani ve Disco Boy isimli güzide Shantel parçalarına kafamızla eşlik ettik. “Tüh ya şu an keşke içeride olsaydık” diyen arkadaşlarımızı da “Saat daha 23.00 bu şarkıları sabaha kadar döne döne çalar merak etme” diyerek teselli ettik. Ancak yanılmıştık.

23.30 gibi içeriye girdik. Kenidimize uygun bir yer bulduk. İlk içkilerimizi söyledik ve yavaştan ortama ısınmaya başladık.

Fakat o da ne? Yobidibibooy‘dan eser yok!

Bildiğin düğün şarkıları eşliğinde votka içiyoruz. Ha başlar ha başlar derken üzerindeki T-Shirt’ü çıkardı Shantel. Shantel dediğin zaten kel, kuru bir adammış. Şapkası ve kıyafetleriymiş ona o havayı veren. T-Shirt’ü de çıkarınca oldu mu sana abidik bir herif…

Saat henüz 01.00 olmamıştı ki Shantel seyircilerin arasına göbek atmaya indi. Yerine de 1453′ün dandik DJ’i geçti ve tabi ki hemen Serdar Ortaç ile giriş yaptı. O an anladım ki bu adam benim kaderim. Kurtuluşum yok yani. Serdaaarrr, beni neden yoruyorsun?!?!

Yalnız bu sefer o kadar tepkili değildim Serdar’a karşı. “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak” diye bir laf vardır ya; alkolün de etkisiyle o lafta bahsedilenleri uygulamaya başladım. Sağ el otomatik olarak kalktı havaya. Sonra da Bebek’te 3-5 tur atarım, olmadı bir de sinema yaparım… :)

Tabi biz saftorikler bunları hep bir geçiş süreci falan zannediyoruz. Shantel de ortada göbek atıyor ya… “Birazdan sahneye çıkacak, ara verdi” diyoruz kendi kendimize. Meğer işin gerçeği öyle değilmiş. Adam harbiden bitirmiş, gitmeden önce son bir kıvırtıyormuş.

Yarım saat sonra ayrıldı Shantel mekandan. Yani saatlerimiz henüz 01.30′u gösteriyordu. Pek çok insansa yeni yeni geliyordu 1453′e.

Biz bir süre daha kaldık. Yeni arkdaşlar yeni sohbetler derken bir saate yakın zaman daha geçirdik orada. Yalnız ne kadar abuk bir kitlesi ve bir o kadar DJ’i varmış bu mekanın arkadaşım. Hem saçma şarkılar hem saçma insanlar…

Yani anlayacağınız Shantel’den şandelli bir gol yedik sayın seyirciler. Böyle top üzerimizden aştı geçti de biz kaleye çok uzaktık; ancak süzülerek kaleye girerken görebildik topu.

Hüzünbaz Goller

Cumartesi, Ağustos 2nd, 2008

Hani bir maçı seyrederken gol hala gelmemişse bir gerilinir ya.

“Dakika 70 oldu. Hadi artık nerede kaldı bu gol? Maç da bitmek üzere.. off..” denilmeye başlar, yerlerde durulamaz ya.

Öyle anlarda uzaktan bir şut çekilir. O topa önce kaleci, parmaklarının ucuyla değer sonra top üst direğe çarpıp kaleye düşüverir. Ama ağlar havalanmaz. Veya içerde seker, dışarı çıkar.

İşte öyle gollere üzülüyorum ben.

O şutun hakkı ağları sonuna kadar havalandırmaktır. Kaleci temas etse bile o top ağlara ulaşmalı. Geriye doğru açılan, esneyen ağların, maç seyreden gergin bünyeler üzerinde rahatlatıcı bir etkisi var.

Bir de karambolden gelen goller var. Onları da hiç sevmem. Öne geçer takımın ama sen “goooll” diye bağıramamış, sadece alaycı bir şekilde gülebilmişsindir. Kötü bence o duygu.

Gerçi öyle bir gol 90. dakikada gelirse, alaycı gülümseyiş sonsuz bir kahkahaya döner ama o da anca son dakikada olursa. Onun dışında istemem ben öyle gol.

Not: Akıllı TV’ye az önce yayınladığı futbol videoları ile beni blog yazmaya teşvik ettiği için teşekkürler. :)