Tuesday, March 9, 2010

I’m Playing You

Posted by Patavatsız Köstebek On Ekim - 11 - 2009

O ne acayip filmdi yaa..!!

Gamer” dan bahsediyorum arkadaşlar. Aksiyonun dibine vurmuşlar resmen. Konu da bence harikaydı. Sanki dijital oyun dünyasının gelecekte varabileceği korkutucu noktayı gösteriyor gibiydi. Giderek daha da gerçekmiş hissi veren oyunlar, görüntüler, efektler ve oynanış biçimlerinin gelişimini gördükçe hafiften bir tırsıyor insan filmi izlerken.

gamer_movie_still_club1Efenim şimdi Gerard Butler, Amber Valletta ve Michael C. Hall ‘un başrollerini paylaştığı, Mark Neveldine ve Brian Taylor‘ın yönetmenliğini yaptığı “Gamer” adlı filmde Ken Castle adında bir adam var. Bu adam oyun dünyasına inanılmaz bir yenilik getiriyor ve “Society” adını verdiği “Second Life” tadındaki oyununda gerçek aktör ve aktristlerin, oyun karakterleri olarak kullanıcılar tarafından kontrol edilmesine olanak veriyor. Kullanıcı oyuna girdiğinde seçtiği karakteri düşünce gücüyle istediği gibi kontrol edebiliyor.(aslında nano moleküller falan var beyine enjekte edilmiş de işte orasını da filmde anlatsınlar geniş geniş) Her türlü şiddet, sapıklık, artık aklınıza ne gelirse hepsini yaptırabiliyor kullanıcılar, hem de gerçek insanlara.. Kullanıcılar oyunu oynamak için para ödüyorlar. Aktör/aktristler ise oyunun maaşlı elemanı.

gamerSonra bu Ken Castle, “Madem bu oyun tuttu o zaman bunun daha bir şiddetlisini yapayım” diyor ve “Slayers” adındaki savaş oyununu yapıyor. Böyle “Counter Strike” tadında bir oyun bu da.. Oyuncuları idam mahkumlarından seçiyorlar. Tüm turları geçen mahkumlar özgürlüklerine kavuşuyor. Ama tabi böyle bir şey o ana kadar olmuyor. Taa kii…

Orasını da söylemeyeyim.. Heyecanı kaçmasın.

Ama gençler, kan gövdeyi götürüyor filmde haberiniz olsun.. Patlayan arabalar mı istersin, kopan kafalar mı… 32 kısım tekmili birden var bu filmde. Bir de öyle acayip teknolojik aletler var ki hastası oldum.

Ha bir de unutmadan söyleyeyim film için inanılmaz uygun bir main theme seçmişler. Vallahi cuk oturmuş.

Marilyn Manson - Sweet Dreams

Some of them want to use you… Some of them want to get used by you…

Hugolelülelülüüü

Posted by Patavatsız Köstebek On Temmuz - 23 - 2009

Hani bir ara “Hugolelülelülüüü” diye bağıran koca kulaklı şirin bir yaratık vardı ya… Hoplaya zıplaya dağ bayır gezerdi de Cadı Sila‘dan çoluğunu çocuğunu kurtarmaya çalışırdı. Ne acayip oyundu o! Tolga Gariboğlu diye eğlenceli bir adamın sunduğu programı arardı veletler, telefonun tuşlarına basıp yönlendirirlerdi Hugo’yu.

İşte o oyunun bir de Amiga versiyonu vardı. Bir gün bir arkadaşımın evine Amiga oynamaya gittiğimizde “Bakııınnn, ne aldı babam banaaaaa!!” diye bir çıkardı Hugo’nun oyununu… Heyyoooo, nasıl da delirmiştik. Hergün TV’de izlediğimiz yerden bitme kahramanımızı bu sefer biz yönlendirecektik. “Hadi” dedik “yükleyelim de oynayalım bir an önce oyunu“. Taktık disketleri yüklemeye başladık ama bitmek bilmiyordu. Yüzlerce disket… Yükle anam yükle!! Sıkıldık tabi ama yine de merak vardı işin ucunda. Acaba Hugo “hadi çufçuflayalım” falan diyecek miydi?

Neyse efenim uzun süren çabalar sonucunda yükleme işlemini tamamlayıp oyunu açtığımızda Hugo’nun ingilizce konuşmaya başlamasıyla bir anda yıkılmıştık. Oysa Tolga abi’nin sunduğu programda ne acayip şeyler söylerdi Hugo.

O olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra bugün webde gezerken Çelik Çomak adlı yeni bir oyun sitesinde Hugo’nun oyununa denk gelince bir fena oldu içim. Bir anda eski günlere gittim. Ne günlerdi be!

Kafadan yarım saatten fazla oynadım Hugo’nun oyununu. Sağa sola zıpladım, elmasları topladım, Hugo’yu şatoya ulaştırdım. Mutlu oldum resmen :)

hugo-galeri

Tabi celikcomak.com beni bu denli mutlu edince siteyi biraz daha turlamamak olmazdı. Dolayısıyla diğer oyunları da gezdim. Boks maçı da yaptım, araba yarışı da hatta öyle eğlenceli bir bowling oyunu buldum ki sırf biraz daha gülmek için dakikalarca labut devirdim. Güzel ve eğlenceli bir site olmuş yani Çelik Çomak.

Yapanların ellerine sağlık!

Bye Bye Jacko!

Posted by Patavatsız Köstebek On Haziran - 26 - 2009

İçimde büyük bir kaybın acısı var. Sanki bugün kalbimden bir parça koptu. Çocukluğumdan bugünüme hayatımın önemli bir kısmında imzası bulunan Michael Jackson’un artık hayatta olmadığını bilmek canımı acıtıyor.

michael-jackson-moonwalkBiz küçükken Moonwalk yarışmaları yapardık. Koyardık Bad albümünü, Michael Jackson’ın danslarını taklit ederdik. Üç - beş velet parkenin üstünde kaymaya çalışırdık. Eci-vici-vokki‘yi defalarca dinler sözlerini anlamaya çalışırdık. Anladığımız kadarıyla da eşlik ederdik şarkılara uydurma bir ingilizce ve avaz avaz bir sesle.

Sonra bir gün Michael, İstanbul’a geldi konsere. İnönü’deki konsere gidebilmek için çıldırıyorduk. Ama en büyüğümüz 13 yaşında olunca stadyum konseri için ailelerimizden izin almamız mümkün olmadı. Biz de haliyle ortalığı birbirine kattık. Ağladık, tepindik, çocukça küfürler sarfettik böyle aptal salak gibisine… Ama tabi ki de bizi takan yoktu. Sonra tam konser günü hadi hazırlanın gidiyoruz dediler. Biz de konsere gidiyoruz sanmıştık. Halbuki Fame City‘e gidiyormuşuz. Yolda konsere gitmediğimizi anlayınca çok bozulmuştuk ama Fame City’e girince de tabi ki konser falan kalmamıştı akıllarda.

Bir de Moonwalker diye bir film yaptı Michael. Hani böyle yerlere kadar eğiliyordu da düşmüyordu. Amma tartışmıştık o olayı. Kimimiz “adamda harika bir denge kabiliyeti var“, kimimiz “orada ip var”, kimimiz de “ayakkabıların altında mıknatıs var ondan düşmüyor” diyorduk. Hala bilmiyorum nasıl yaptıklarını, zaten bilmek de istemiyorum. Yoksa büyüsü bozulur, oysa ben her gördüğümde ağzım açık kalsın istiyorum.

michael-jackson-moonwalk-segaBu filmin bir de oyununu yapmışlardı daha sonra Sega oyun konsolunda. Aramızdaki en fanatik Michael hayranı arkadaş da hemen almıştı bu oyunu. Biz de sabah akşam demeden onun evine doluşup, Moonwalk yapıp bonus topluyorduk. Annesi de yazık meyve suyu kurabiye falan taşıyıp duruyordu bize.. Canım yaaa!

Büyüdükçe Michael’dan uzaklaştı herkes. Rock starları dururken Michael Jackson’ı seviyorum demek yadırganır oldu. Halbuki o kraldı. Müzik dünyasına pek çok şeyi o katmıştı. Daha 6 yaşındayken Jackson’s Five grubuyla toplu ve senkronize dans şovları yapıyorlardı. Tek başına sahnelere çıktığı zamanlarda ise arkasında 30 kişilik dans ekipleriyle inanılmaz şovlar yapıyor, kendine has figürleri ile dans dünyasına imzasını atıyordu. Ondan sonra pek çok sanatçı benzer şeyleri yapmaya başladı. Bugünse arkasında dans grubu olmayan popçuya popçu denmiyor.

Michael’dan önce pop klipleri şarkıları tanıtmak amaçlı kullanılan videolardı. Ama Thriller, Beat It ve Bad gibi kısa film tadındaki klipler sonrasında müzik videosunun da tanımı değişti. Albümlerine, konserlerine tanıtım filmleri çekmeyi de ihmal etmeyen Michael Jackson, History albümü için çektiği tanıtım filmiyle de bu işin de kralının kendisi olduğunu gösteriyordu.

Video: Michael Jackson - History

Star dediğin ulaşılmaz olandır. O uzakta ve parlaktır. Işığı o kadar güçlüdür ki başka yöne bakamazsın. Ona dokunmak istersin ama yapamazsın. Michael Jackson öyle işler yaptı ki hep uzakta hep ulaşılmaz oldu. O en tepedeydi, en iyisiydi. Star olmayı sonuna kadar hakketti. Her ne kadar son yıllarını problemlerle geçirmiş olsa da o hala star ve şimdi gökyüzünün en güzel en parlak yerinde.

Nur içinde yat Michael…

En Garde!

Posted by Patavatsz Kostebek On Ocak - 15 - 2009

Son günlerde JamLegend diye bir oyuna sardım ki sormayın gitsin. Deli gibi oynuyorum. Acayip de keyif alıyorum oynarken.

Oyun aslında Playstation‘dan tanıdğımız Guitar Hero‘nun bir benzeri. Fonda çalan müziğe göre basmanız gereken tuşlar gösteriliyor ve siz de doğru zamanda doğru tuşu seçip Enter ile o notayı çalıyorsunuz. Gitarda perdelere denk gelen yerler, rakam tuşlarıyla kontrol ediliyor. Enter da o tıkladığınız tuşa ait sesi çıkarmanızı sağlıyor. İster işten güçten alıştığınız şekilde klavyeyi masanın üstünden ayırmadan oynuyorsunuz oyunu, isterseniz klavyeyi gitar gibi tutup (ki en güzel tarafı bu). Hele bir de kablosuz klavyeniz varsa tam süper oluyor.

jamlegend

Oyunu oynamak için login olmanıza gerek yok, para vermenize gerek yok, browser’ınızda muhtemelen var olan  Adobe Flash Player 10‘dan başka hiçbir şeye gerek yok. Ama login olursanız JamLegend’ın diğer bomba özelliklerinden de yararlanabiliyorsunuz. Peki bu özellikler ne mi?

Azzz sonraaa….

Şaka şaka ne az sonrası?… Ben bekleyemem öyle… Sabırsız adamım. Söyleme deseniz de söylerim. Hatta ahanda söylüyorum, sıkı durun!

Siteye login olursanız diğer kullanıcılarla karşılıklı da oynayabiliyorsunuz oyunu. Showdown diye bir sekme var anamenüde. Ona tıklayıp chat odası benzeri odalara giriyosunuz. Orada başka kullanıcılar da oluyor zaten. Şarkı seçip, hep beraber aynı şarkı üzerinde yarışmaya başlıyorsunuz. Acayip keyifli oluyor benden söylemesi.

Bir de düello olayı var. Bir şarkı seçiyorsunuz ve herhangi bir arkadaşınızı düelloya davet ediyorsunuz. Davet maili de arkadaşınıza gönderiliyor. Siz davet eder etmez, arkadaşınız ise müsait olduğu bir ara seçtiğiniz şarkı üzerinde oynuyor. Sonra da işte alırım, veririm ben seni yenerim.

Tavsiye ederim yani gençler.. Mutlaka deneyin.

Beğeneceğinize eminim, fakat becerebileceğinize değil… Ninuhahaha!

“En Garde! Patavatsız Köstebek sizi düelloya davet ediyor.” ;)